Işığın Öyküsü

Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.

 

Günlük hayatta sorgulamadığımız mucizevi olgulardan birisi de ışık. Işığa olan bitmek bilmez merakımızın altında biraz da mesleğimiz yatıyor. İşimiz gereği her gün doğanın bize sunduğu bu mucizeyi ofis veya evlerinize taşıyoruz. Peki siz hiç renklere can veren, görmemizi sağlayan ışığın öyküsünü merak ettiniz mi? Bugün, ışıklandırma veya aydınlatmadan çok daha derin bir konuya eğileceğiz. Işık ve onun öyküsü.

Işık, fiziğin çok farklı bir alanı ile ilgili bir olgu: elektromanyetik. Bugün gözlerimizle şahit olduğumuz ışık, bize fotonlar tarafından paketler halinde sunulan bir elektromanyetik bir dalgadan başka bir şey değildir. Güneşten süzülen ışık, içerisinde kırmızı (Red), yeşil (Green) ve mavi (Blue) renklerini kendi bünyesinde taşır. Bu üç rengin birleşmesi gördüğümüz güneş ışığı halini alır. Güneş ışığının prizmadan geçmesi sonucunda farklı renk tayflarına dönüşmesi ilk kez Sir Isaac Newton tarafından keşfedilmiştir. Aslında güneş ışığının prizmadan geçmesi sonucunda farklı renklere dönüşmesine doğal olarak da rastlayabilirsiniz. Hepimizin hayranlıkla izlediği gök kuşağı, güneşten gelen ışığın yağmur damlaları ile farklı renklerde görünmesinden başka bir şey değil.

Bugün, bilgisayar ekranlarında gördüğümüz renklerin ışığın farklı tonlarının bir karışımı ile oluştuğunu biliyor muydunuz? Eğer ekranda siyah renk görüyorsanız bu, hiç ışığın olmaması demek. Ekranlarda gördüğümüz beyaz renk ise ışığın üç farklı tonununun birleşmesinden oluşur. Yani her renk aslında RGB (Kırmızı – Yeşil – Mavi) renklerin farklı oranlarda birleşmesinden meydana gelir.

Işık, fiziğin hala gündemdeki popüler konularından bir tanesi. Işığın doğasını inceleyen “optik”, yüzyıllardır ışığın hareketlerini inceliyor. Optik, ışığın hareketi ile ilgili üç önemli konuyu inceler. Bunlar; yansıma, kırılma ve kutuplanma…  Size yaşam alanlarınızda daha etkili ve estetik aydınlatma / ışıklandırma tavsiyeleri verirken aynalardan sık sık söz etmiştik. Elbette, aynalara olan bu ilgimizin altında ışığı en iyi yansıtan objelerin aynalar olduğunu gerçeği yatıyor.

Işıktan söz edip de “ışık yılı” gibi popüler ve merak uyandıran bir konudan söz etmemek olmaz. Işık yılı, bir ışık huzmesinin oluştuktan hemen sonra uzay boşluğunda bir dünya yılı içerisinde aldığı mesafeye verilen addır.

Her ne kadar fiziğin üzerinde yıllarca kafa yorduğu bir kavram olsa da ışık, hala insanoğlunun dikkatini çekmeye devam ediyor. Işıkla ilgili yapılan son araştırmalar ışık seviyesinin insan biyolojisi üzerindeki etkilerini ortaya koyuyor. Bununla birlikte ışığın doğasını tam olarak kavramak ve bu sayede mekanların köşelerini dönmeden orada neler olduğunu görmek mümkün.

 

KAYNAK: http://www.masialux.com/blog/isigin-oykusu/

 

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.